1929 -1930 dünya Buhranı , bütün dünyayı etkiledi …Bizde , İktisat politikaları değişti ve 1933 yılında devletçilik benimsendi.  Birinci ve ikinci sanayi planları uygulaması ile bu krizin tahribatı en aza indirildi.

Ancak dünya bu buhrandan daha zor kurtuldu. Avrupa’daki tahribatı daha yüksek oldu. Faşizmin gelmesi ve ikinci Dünya savaşı krizin uzantılarıdır. 

1946 Devalüasyonu , CHP  de başbakanın değişmesine neden oldu Halkın Hükümete güveni azaldı ve DP’ iktidar oldu.

1958 krizi ise daha ağır oldu.  Yüksek oranlı bir devalüasyon yapıldı ve ve diş borçlarda Moratoryum , bir nevi iflasa, gidildi. Kamu harcamaları daraldı. Halka kısmen yansıdı. Olumsuz Etkilenenler de eklenince , 1960 darbesine bir bahane oluşturdu.

1974 dünya petrol krizleri , Türkiye yi olumsuz etkiledi. Enflasyon arttı. Dış açıklar arttı. Anarşi tırmandı.  Önce Demirel sonra Ecevit kaybetti . Hükümetler değişti . Tavizli ve şaibeli hükümetler kuruldu.

Nisan 1990 krizi Tansu Çillerin kaybetmesine neden oldu.

2001 krizi ile de koalisyon hükümeti kaybetti.

2008 krizi dünya finansal krizinin yansımasıydı. Etkisi sınırlı oldu.

Özet olarak , dünyada ve Türkiye de ekonomik krizlerin mutlaka siyasi etkileri olmuştur. Bu etki halkın krizden ne kadar etkilendiğine bağlı olarak değişir.

Son üç-dört yıldır , ekonomik konjonktür iniş halindedir. Bu iniş nereye kadar gider ? Dibe vurur mu ? Cevabı siyasi iktidarın krizi algılamasına bağlıdır. Eğer siyasi iktidar işin farkında olursa , Önce siyasi güven ortamı getirmelidir. Sonra  bir istikrar programı hazırlamalıdır.   Likidite , faiz- kur , kamu harcamaları , teşvikler  gibi toplam talebi artıracak politikalar uygulamalıdır. Sonra da uzun dönemli yapısal tedbirler almalıdır.

Eğer böyle yapmayıp , referanduma gidiyorum… Yalnızca halkı memnun etmek için bütçeden yardım dağıtırım derse belki krizin etkisi ertelenebilir.. Ancak  hem yardım alanlar , hem de Türkiye çıkmaza girer. Çünkü ekonomide verimlilik ve etkinlik daha çok düşer, dengeler bozulur.

Kadir Has Üniversitesi , 2016 ,Türkiye Sosyal ve Siyasal Eğilimler Araştırmasını yaptı ve yayınladı. Bu araştırmayı 2011 yılından beri her yıl yapıyor. Bu araştırmaya göre Ankete katılanların yüzde 71.7’si ‘’Türkiye de ekonomik kriz var ‘’ , Yüzde 21.1’i ‘’ekonomik kriz yok ‘’, yüzde 7.2 ‘si ise ‘’fikrim yok  ‘’diyor.  

Demek ki halk krizi biliyor … Ancak bu kriz  kendisine ne kadar yansımış ?

Aynı araştırmaya göre , halk ekonomik anlamda 2016 yılında daha kötü durumda olduğunu söylüyor. Ankete katılanların yüzde 55.7’si son bir yılda ekonomik anlamda daha kötü durumda olduğunu açıklamıştır.

(Aşağıdaki tablo )

Eğer halk krizi biliyorsa ve bundan da olumsuz etkilenmişse , o zaman Hükümetten hoşnut olmaması gerekir. Oysaki sonuç farklı çıkıyor.

Aynı Araştırmaya göre Hükümeti başarılı bulanların oranı az da olsa artıyor.(Aşağıdaki tabo)

Kaynak : Kadir Has Üniveristesi , Türkiye Sosyal-Siyasal eğilimler araştırması /24

Neden böyle bir ters sonuç çıkıyor :

  1. Halk krizin etkisini tam yaşamadı.
  2. Oy veren kesimin büyük kısmına bütçeden çeşitli isimler altında yardım yapılıyor.
  3. Kutuplaşma var…

Bütün bu tespitlere rağmen , inşallah olmaz ve fakat ekonomide kaos ağırlaşırsa , siyasi sonuçları kaçınılmaz olacaktır.